İslam düşüncesinde mümin ile Müslüman kavramları, Hak yolunun iki temel istikametini ifade eder. Müslümanlık daha genel bir teslimiyeti kapsarken, müminlik akaide (inanç esaslarına) dayanan daha özel ve derin bir tanımı barındırır. Hak din İslam’da her iki terim de ilahidir; nebevi emir ve nehiylerle (yasaklarla) insanı bağlar.
Müminin vasıflarını anlamak için rehberimiz kuşkusuz ilahi kelamdır. Gelin, Kur'an-ı Kerim'in bu konudaki ayetlerine kulak verelim.
"Mümin; her şeye karşı Allah’ın tarafındadır." (Mücadele Suresi, Ayet: 22)
Müminin yaşam tarzında "bana göre"ciliğe yer yoktur. Nefsin, şeytanın, şehvetin veya şöhretin telkinlerine kapılarak yan çizmek mümine yakışmaz. Hayatın her alanında, her yol ayrımında Allah’ın razı olacağı tarafta durabilmek, mümin olmanın en birinci sıfatıdır.
"Mümin; cihad ettiği için kınanmaktan korkmaz." (Maide Suresi, Ayet: 54)
Cihad; cehdetmek, yorulmak, emek vermek ve icap ediyorsa bedel ödemektir. El ile, dil ile, kalem ile ve mal ile cihad etmek bu ibadetin vasıtalarıdır. Sanılanın aksine cihad, sadece camilere veya cephelere hapsedilmiş bir emir değildir; alanı çok geniştir. Evde, komşuda, sokakta, düğünde, hacda ve umrede... Kısacası isyankarlara, zalimlere, haksızlıklara ve tüm kötülüklere karşı cihad etmek farzdır. Cihad bir ıslah hareketidir ve o olmazsa toplum helake sürüklenir. Bu mücadeleyi verirken kınayanların kınamasından korkmamak ise ilahi bir emirdir.
"Müminler namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler." (Tevbe Suresi, Ayet: 71)
Namaz dinin direğidir. Tüm ibadetlerin amacı insanı kötülüklerden arındırmaktır. Namaz bir kıyamdır; Allah’tan başka hiçbir faniye baş eğmemektir, O’na kul olmanın sancağıdır. Namazdan önce abdest alırken, yıkanan azalarla bir daha kötülük yapmayacağımıza dair Allah’a söz veririz. İlk tekbir ile selam arasında ise tüm dünyalıkları reddetme misakını (anlaşmasını) imzalarız.
Zekat ise mali bir ibadettir; malın temizliği ve bereketidir. Ne yazık ki günümüzde hakkıyla zekat veren zengin bulmak zordur; vicdanlar cüzdanlar arasına sıkışmış durumdadır. Halbuki zekat fakirin hakkıdır, fakir ile zengin arasında kurulan bir kardeşlik köprüsüdür.
"Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağırır." (Nahl Suresi, Ayet: 125)
Mümin bir tebliğcidir. Islahata önce kendi nefsinden başlar, sonra halkayı genişletir. Tebliği yaparken güzel öğütle yapar; kimseyi incitmez, kalp kırmaz. Tebliğcinin malzemesi ayet, hadis, fıkıh, siyer, tarih ve güzel örf-adetlerdir.
Üstad Bediüzzaman’ın dediği gibi: "Lisan-ı hal, lisan-ı kalden iyidir." Yani yaşayış dili, söz dilinden daha etkilidir. Tebliğci önce kendisini ıslah etmelidir. Günümüzde bilhassa gençler, "dinli" geçinenlerin yaşantısına bakarak dinden soğuyorlar. Çünkü ne yazık ki gerçek din hakkıyla yaşanmıyor.
Müminlerin vasıflarıyla ilgili Kur'an-ı Kerim'den yirmiye yakın ayet-i kerime tespit ettim. Bugünlük bu dört ayet mealiyle konuya giriş yapmış olalım; kalanları önümüzdeki yazılarda paylaşmaya devam edeceğim inşallah.
Bu yazdıklarımız denizden bir damladır. Mevla, kelamının tesirini kalplerimizde halk eylesin.
Vesselam...