“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!”
Bir ayet…
Sadece birkaç kelime…
Fakat taşıdığı mana, ciltler dolusu hukuk kitabından daha ağırdır. Çünkü doğruluk olmadan ne hukuk olur ne adalet ne de vicdan.
İnsan ister hâkim olsun, ister savcı, ister avukat… Eğer doğruluk ilkesini yitirmişse, elindeki cübbe sadece bir kumaş parçasından ibaret kalır.
Son günlerde Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yaşandığı iddia edilen bir olay, beni bu satırları yazmaya mecbur bıraktı. Bir ayetin yer aldığı pankartın engellenmeye çalışılması, sadece bir pankarta gösterilen tepki olarak geçiştirilemez. Bu hadise, hukuk eğitiminin hangi zihniyetle şekillendiğine dair sorgulanması gereken bir tablo ortaya koymaktadır.
Hukuk fakülteleri, farklı düşüncelerin susturulduğu değil; hukuk çerçevesinde tartışılabildiği mekânlar olmalıdır. Çünkü adalet, ancak farklı fikirlere tahammül edebilen insanların omuzlarında yükselebilir.
Bugünün hukuk öğrencileri, yarının hâkimleri, savcıları ve avukatlarıdır. Daha öğrencilik yıllarında, kendi dünya görüşüne uymayan bir ifadeye tahammül edemeyen bir anlayış, yarın adalet kürsüsünde herkese eşit davranabileceği konusunda ister istemez soru işaretleri doğurmaktadır.
Asıl mesele, o pankartta ne yazdığı kadar, insanların bir ayetten neden rahatsız olduğudur.
Şimdi samimiyetle soralım:
Eğer o pankartta herhangi bir devlet adamının sözü bulunsaydı aynı tepki gösterilir miydi?
Ya da farklı bir dünya görüşünü temsil eden tanınmış bir düşünürün sözü yer alsaydı, önüne yine aynı kararlılıkla geçilir miydi?
İlkelere göre değil de kişilere göre değişen tavırlar, hukukun değil, çifte standardın göstergesidir.
Türkiye’nin ihtiyacı; ideolojik kamplaşmaları büyütmek değil, hukuku her türlü görüşün üzerinde tutan bir adalet anlayışını güçlendirmektir. Hukukçu, önce doğruluğun; sonra hukukun; en sonunda da vicdanın temsilcisi olmalıdır.
Unutulmamalıdır ki mahkeme salonlarını ayakta tutan sadece kanun maddeleri değildir. O salonların gerçek temeli, doğruluk, tarafsızlık ve vicdandır.
Kur’an’ın emri bugün de aynı berraklıkla önümüzde duruyor:
“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.”
Keşke bu ilke, sadece duvarlara asılan bir söz değil; hukuk eğitiminin, adalet sisteminin ve bütün kamu hayatının değişmez düsturu olabilse…
Hamdullah IŞIK / malabub@yaani.com