SİYASET GÖZLÜĞÜNÜ TAKARAK BAKANLAR
Siyaset, Filozof İbn-i Haldun'a göre iki çeşittir:
Siyaseti Zalime (Zalim siyaset)
Siyaseti Adile (Adil siyaset)
Acımasızdır. Çok gaddardır. Yönetilenlerin iflahını kesendir. Adaletsizdir. Hesap vermeyendir. Toplum arasına nifak tohumlarını ekendir. Sorun çözen değil, sorun üretendir. Kayırmacıdır. Sermayeye taraftır. Kandırandır. Sözünde durmayandır. Zulmetmekte sınır tanımayandır. Mazluma tepeden bakandır. Zalim siyasette acıma duygusu, merhamet, helal ve harama riayet yoktur.
Adil siyaset; yazdıklarımın tersidir. Adil siyasette adalet, adil paylaşım, hesap verme ve merhamet, sorunları çözme siyaset ilkeleridir. Adil siyasette; sermayeye, zalime taraf olmak değil, mazluma taraf olma ve destekleme vardır. Adil siyasette, kapitalizmin tüm emici hortumları kesiktir. Faize, emek vermeden zengin olmaya, ezici zamlara ve haksız vergilere yer yoktur.
Kemik siyaseti saldırgandır, canavardır. Toplum yararına iyi şeylerde rekabet varken, siyasi gözlük bakışı ile rakiplerinden olanlar; melek olsa şeytan, şeytan olsa melek olarak görülür. Böylesi bir siyaset anlayışında birlik olur mu? Ekranlara, sosyal medyaya baktığımızda siyaset aktörleri siyaseti atış poligonlarına çevirmişler.
Siyaset, adil yönetim anlayışıdır. İmam-ı Gazali'ye göre adil siyaset; mevki, makam ve meşreplerin en şereflisidir. Din sadece kalplere hapsedilmiş bir olgu değildir. Din; bozuk, adaletsiz, ahlaksız, yalan ve talan üzerine kurulmuş zorbalar olsa da sistemlere karışır. Bu karışmanın en büyük aracı ise kötüye kullanılmayan siyasettir.
Öz ifadelerle siyaset; adaleti ve adil paylaşımı tahkim etmek için zarurettir. Yakından uzaklara kadar ifsat hareketlerinin panzehiri siyasettir. Zulme, sömürüye, ahlaksızlığa karşı elektrikli süpürge misali temizlik aracı adil siyasettir. Can, mal, nesil ve kutsal değerleri koruma, adil siyaset branşıdır. Yapılacak hayırlı işlerde istişareyi ve liyakati öncelemek adil siyasetin ilkeleridir.
Muharrem ayının onu Aşure günüdür. Şuurlu Müslümanlar bu günü matem olarak telakki eder. Bugün; Kerbela'da siyaset ve saltanat gözlüğü ile birbirine bakan yezitçe, Hz. Hüseyin ile beraber 72 Ehlibeyt'in hunharca, acımasızca şehit edilenlerin günüdür. İbret alınacak, dersler çıkarılacak numune-i imtisaldir.
Bu mübarek şehitler gününde bizler ne yapıyoruz? Bugün sanki aşure günüymüş gibi aşure yemeği yapıp dağıtıyoruz. Aşure malzemelerinin reklamı da bir ay önceden yapılıyor. Bir de cami önlerinde tirit yemeği yapıp zenginlere yediriyoruz. Bu mekanlara kemik siyasetinin bulaşması da cabasıdır.
Bu ifade kelam-ı kibardır, hadistir diyenler de var. İki haftaya yakındır bereketli topraklar; Osmaniye, Adana, Tarsus ve Mersin'deyim. En çok akraba ve dostları ziyaret ettim. Çok şeyleri aynelyakin gördüm. Sevindiğim, üzüldüğüm anlar da oldu. Adı Ayşe, Fatma olanların sokak, çarşı, pazar, iş yeri ve deniz sahillerinde üryan dolaşması insanı üzüyor. Anneye çağdaşlık adına bu zemini hazırlayanları kınıyorum. İnancım gereği budur.
Tarsus'ta iki gece çiftliğinde bizi misafir eden bir dost, tarımla uğraşıyor. 15 dönüm kadar limon bahçesi var. Limonları yakın zamanda satmış. Sordum: "Tarlada kilo kaça verdin?" Kilosunu 30 TL'den vermiş. Emek ve maliyete bakınca üretici zararda. Aynı limonu halde komisyoncu 120 TL'ye satmış; markette, semt pazarında aynı limonu tüketici 150 TL'ye alıyor. İşte yanlış tarım politikalarının bir nümunesi.
Toplumun refahı ve emniyeti için adil siyasetin oluşması dileklerimle...
Vesselam.