Şevval Umresinden yeni döndüm. Hac mevsimi ise kapıda... "İman dolum tesisleri" olan o kutsal beldelere boş gidenlerin, Mevla’nın lütfuyla dolu dönmelerini niyaz ederim. Zira tüm ibadetlerin temelinde kötülüklerden arınma ve bir daha o günahlara bulaşmama ilkesi yatar. Yaşam tarzında hem Leyla hem Mevla olmaz; farzları birer "tarz" gibi görüp yaşamak ise hiç olmaz.
Hac ve Umrede insanlar Mekke’yi, Medine’yi ziyaret ediyor. Peki, o iklimde ne var? Kainatın Efendisi (S.A.V), Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Hamza, Mus’ab bin Umeyr ve Hz. Fatıma gibi on binlerce sahabe... Sormak gerek: Medine’den dönerken başta Efendimizin ahlakı kuşanılıyor mu? Hz. Ebubekir’in doğruluğundan, mertliğinden hisse alınıyor mu? Hz. Ömer’in adaletinden, Hz. Osman’ın edep ve hayasından gönüllere bir pay düşüyor mu? Şüheda Hz. Hamza ile Mus’ab bin Umeyr’in cihat aşkından bir zerre taşınıyor mu?
En önemlisi, annelerin annesi Hz. Fatıma... O ki; vefatından önce namahrem gözü değmesin diye cenazesinin gece defnedilmesini vasiyet edecek kadar iffet abidesiydi. Bir de ahir zamanın Fatımalarına, Aişelerine bakın; aradaki uçurumu göreceksiniz.
Bugün ülkemizde suç oranları tırmanıyor, çareler aranıyor. Bilinmelidir ki, insan nesli bozulursa işler de bozuk olur. Suçlulara cezaevi yetmiyor, yenileri inşa ediliyor. Ancak bünyeye ve fıtrata ters hiçbir tedbir, suçluyu suçundan alıkoyamaz. Bir toplum düşünün ki; ahlaki değerleri bilerek veya bilmeyerek çökerteceksiniz, adaleti siyasallaştırıp liyakati es geçeceksiniz, sonra da huzur bekleyeceksiniz...
Maddeci eğitime, tüketimi körükleyen kapitalist ekonomiye devam edip, milyonlarca emekliyi ve dar gelirliyi geçim derdine mahkum ederken; adaletsiz paylaşımla zengini daha zengin edip milyarder sayısıyla övünürken toplumsal barış sağlanabilir mi? Cinsiyetsiz toplum projelerinden yapay ete kadar fıtrata aykırı yollarda mesafe katettikten sonra "Ülkede neler oluyor?" diye sormak beyhudedir.
Okullardaki şiddette suç anne-babaya yükleniyor. Oysa ekranlardaki ve sosyal medyadaki "manevi imha" operasyonu önce anne-babaları bozmuş, aile birliğini sarsmıştır. Boşanmalar zirve yapmışken, Allah sonumuzu hayreylesin.
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Özmen’in verilerine göre ülkemiz her gün 117 depremle sarsılıyor. Peki, önlem alınıyor mu? Bilmiyorum. Ancak şunu iyi biliyorum: Ekonomide, siyasette, adalette ve eğitimde netice almak istiyorsanız; kokmuş sisteme önce ahlak ve maneviyatı yerleştirmek zorundasınız.
Özde değil, sözde kalan önlemlerle bir yere varılmaz. Temeldeki manevi çürümeyi görmezden gelip sadece vitrini düzeltmeye çalışmak; başlıktaki tabirle, kocamış merkebe yeni semer dikmekten başka bir şey değildir.
Vesselam.