TOPLUM NEREYE SÜRÜKLENİYOR ?
Son yıllarda toplum olarak derin bir kaygının içinde yaşıyoruz. Özellikle çocuklarımız ve gençlerimiz üzerinden yükselen bu endişe, artık görmezden gelinemeyecek bir boyuta ulaştı. Sosyal medyada kontrolsüzce yayılan şiddet içerikleri ve televizyon dizilerinde adeta normalleştirilen suç kültürü, yeni neslin zihin dünyasını ciddi şekilde etkilemektedir.
Nitekim, bir gün arayla Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları, bu tehlikenin ne kadar yakınımızda olduğunu acı bir şekilde ortaya koymuştur. Eğitim yuvalarımızın bile güvenliğini tartışır hâle gelmişsek, burada durup düşünmemiz gerekmiyor mu? Okulların, çocuklarımız için en güvenli alanlar olması gerekirken, korku ve endişe ile anılması kabul edilebilir değildir.
Televizyon ekranlarına baktığımızda ise manzara pek iç açıcı değil. Türkiye yapımı pek çok dizide şiddet, entrika ve ahlaki yozlaşma adeta bir yarış hâlinde sunuluyor. Suç işleyen karakterler kahramanlaştırılıyor, yasa dışı yaşam biçimleri özendiriliyor. Genç zihinler, gerçek ile kurgu arasındaki sınırı kaybettikçe, bu içeriklerin etkisi daha da derinleşiyor.
Peki, bu noktada denetim mekanizmaları nerede? Kamuoyunda sıkça tartışılan RTÜK’ün ve aileyi korumakla görevli kurumların etkinliği sorgulanıyor. Toplumun temel taşı olan aile yapısı zayıflarken, bu kurumların daha güçlü ve kararlı adımlar atması beklenmez mi?
Sokaklar artık eskisi kadar güvenli hissedilmiyor. Her an kontrolsüz bir şiddet eylemiyle karşılaşma korkusu, bireylerin günlük yaşamını etkiliyor. Silahla, kesici aletlerle dolaşan kişilerin varlığı, toplumda derin bir güvensizlik duygusu oluşturuyor. Hukukun caydırıcılığı ve güvenlik önlemlerinin etkinliği bu noktada hayati önem taşımaktadır.
Elbette sorunun tek bir kaynağı yok. Sosyal medya, televizyon, eğitim sistemi ve aile yapısı bir bütün olarak ele alınmalı. Ancak en önemlisi, toplum olarak ortak bir bilinç geliştirmemiz gerekiyor. Şiddeti normalleştiren değil, insani değerleri güçlendiren bir kültürü yeniden inşa etmek zorundayız.
Biz sormaya devam edeceğiz: Daha kaç can kaybı yaşanacak? Daha kaç acı olayla yüzleşeceğiz?
Bu soruların cevabı, aslında hepimizin sorumluluğunda gizlidir…
Hamdullah IŞIK / malabub@yaani.com