Bugun...


Mehmet Metiner

facebook-paylas
15 Temmuz’a giden süreci doğru okumak/1
Tarih: 07-07-2023 10:18:00 Güncelleme: 07-07-2023 10:18:00


15 Temmuz’a giden süreci doğru okumak/1

 

15 Temmuz’a 8 gün kaldı.

 

15 Temmuz akşamı başlayan FETÖ’cü darbe kalkışması, öncesi bilinmeden doğru anlaşılamaz.

 

Üzülerek belirtmek isterim ki ne 15 Temmuz ihanetinin tarihi yazıldı ne de o aşamaya kadarki süreçte yaşanan iç ihanetlerin tarihi…

 

15 Temmuz’a giderkenki süreç, o süreçlerde meydana gelen olaylar ve o olaylarda hangi siyasi aktörlerin nasıl bir siyasal tutum sergiledikleri bilinmeden 15 Temmuz’un gerçek tarihi yazılamaz.

 

15 Temmuz sadece darbe kalkışması boyutuyla ele alınır ve yalnızca hamaset üzerinden okunursa, korkarım ki FETÖ benzeri yeni oluşumların tekrar bir gaile olarak karşımıza dikilmesine kapı aralanmış olur.

Dışımızdaki ihanetten önce içimizdeki ihaneti görmeliyiz. Unutulmasın ki içerdeki ihanet çok daha yıkıcıdır. O yüzden 15 Temmuz’u iç ihanet boyutuyla da enikonu anlatmak gerekir. Aksi takdirde ihaneti sadece dışarıda arayan bir bilinç körleşmesine maruz kalırız ki bunun sonucu çok daha tehlike ve komplike yeni FETÖ’cülükler olur.

 

15 Temmuz’a adım adım yaklaşırken kaba hatlarıyla bu konuya değinmeyi gerekli görüyorum.

 

İzninizle.

 

7 Şubat 2012 MİT operasyonu.

 

Reis’in Başbakan iken tam da ameliyata gireceği gün düğmeye basıldı.

 

Zamanlaması manidardı.

 

FETÖ’cü yargı üzerinden Reis’in ameliyata alınacağı zaman dilimine denk düşürülmüştü.

Hesapta olmayan anlık bir gecikme FETÖ’nün ilk siyasi darbe girişimini bozdu.

 

Bu, gerçekte Reis’e yönelik ilk siyasi darbe girişimiydi.

 

Amaçlanan şey, Erdoğan’sız bir AK Parti’ydi.

 

Burayı not edin.

 

Şayet bu asıl amaç bilinmezse görünürdeki hedefler üzerinden patinaj yapılır ve asıl sonraki süreçte AK Parti içinde Reis’e yönelik hamleler doğru anlaşılmaz.

 

FETÖ’cüler şunu çok iyi anlamışlardı: Erdoğan AK Parti’nin başında kaldığı sürece amaçlarına ulaşmaları asla mümkün olamazdı.

 

O bakımdan diyorum ki Reis’e AK Parti içinde o kritik süreçlerde gösterilen direncin aktörleri mercek altına alınmalıdır.

 

7 Şubat’tan sonra derinden başlayan ama ihtiyatla sürdürülen FETÖ ile hesaplaşma süreci, çoğumuzun farkına bile varmadığı bir süreçti.

FETÖ’cüler bunun farkındaydı elbet.

 

FETÖ’nün siyasi ayakları da…

 

Ama geniş AK Parti camiası diplerde başlayan ama henüz su yüzüne çıkmayan bu kavgadan bihaberdi.

 

Dershanelerin kapatılması hamlesi bu kavgayı gün ışığına çıkardı.

 

Reis’in hamlesi cesurcaydı.

 

Ama geniş kitleler bu hamlenin FETÖ ile girişilen kavganın dışavurumu olduğunun bilincinde değildi.

 

Bizler de dâhil henüz ayırdında değildik bu gerçeğin.

 

Dershanelerin kapatılması için ortaya konulan kılıf üzerinden konuşuyorduk çoklarımız. Oysa asıl niyet farklıydı. Kılıçlar çekilmişti. Ve Reis gerekeni yapmaya başlamıştı.

 

AK Parti’nin içinde bu hesaplaşmanın ayırdında olanlar vardı. Hem de en tepe noktalarda ve en içeride. Onlar Reis’in bu hamlesinden rahatsızdılar. Alttan alta homurdanmaya başladılar. Zamanla yüksek sesle itirazlarını dillendirdiler. Reis’e en yakınındakilerden ve devletin en tepesinden gelen direnç önemle not edilmelidir. O direncin aktörleri not edilmelidir.

Henüz AK Parti camiası bu kavganın gerçek sebebini bilmekten uzaktı. Ama AK Parti’nin içi kaynıyordu. FETÖ’nün o dönemde içeride mebzul miktarda adamları vardı. Yeri gelmişken şu gerçeği teslim etmemiz gerekiyor: Erdoğan’ın AK Partisi FETÖ’nün siyasi ayağı değildi ama FETÖ’nün siyasi ayağının en etkin ve en etkili olduğu partiydi. O yüzden Erdoğan’sız AK Parti olsun isteniyordu. Çünkü Reis’in varlığı, FETÖ iktidarının önündeki en büyük engeldi.

 

Reis’in içerdeki güçlü dirence rağmen dershaneler konusunda geri adım atmaması FETÖ’cüleri çılgına çevirmişti.

 

İpler tamamen kopmuştu.

 

Herkes pozisyonunu almaya başlamıştı.

Reis’in derin, ihtiyatlı ve kararlı bir siyasi akılla başlattığı bu kavganın AK Parti içindeki safhaları mutlaka yazılmalıdır. Şayet yazılmazsa, “Erdoğan kurucu felsefeden ve ortak akıldan uzaklaştı, tek adam oldu, AK Parti fabrika ayarlarından saptı!” gibi sureti haktan görünen o malum kişilerin gerçek niyetleri bilinmez ve dahi anlaşılmaz.

 

Dershaneler olayından yenilgiyle çıkan FETÖ boş duracak değildi elbet.

 

Gezi kalkışması, FETÖ’nün en sofistike hamlesiydi. Daha doğrusu FETÖ’nün iplerini eli de tutan o küresel gücün.

 

Biz bile o gezinin arkasındaki asıl gücü ilk anda fark edemedik.

 

Fark ettiğimizde de iş işten geçmişti.

Ağaç ve çevre hassasiyetiyle başlayan-başlatılan eylem FETÖ’nün kontrolünde ve yönetiminde Erdoğan’ı devirme operasyonuna dönüştürüldü.

 

Ülkede darbe mekaniği harekete geçirildi.

 

Darbenin toplumsal ve siyasal zemini oluşturulmak istendi.

 

İçeride Erdoğan’sız AK Parti oluşturmak, bu mümkün olmazsa Erdoğan’ı askeri bir muhtıra veya darbeyle alaşağı etmek planı bilinçli bir biçimde devre alındı.

 

Gezinin içindekilerin de büyük bir kısmı kimin oyun planının figüranları olduğunu bilmeden meydanları doldurdu.

 

Erdoğan’a yönelik bu geniş kapsamlı eylemselliğe o tarihte AK Parti içinde kimlerin sureti haktan görünerek çanak tuttuklarını iyi bilmek lazım.

7 Şubat’ta başarılamayan, Gezi’de başarılmak isteniyordu.

 

Gezi Erdoğan’ın sokak eylemleriyle alaşağı edilme senaryosunun kanlı bir tertibiydi.

 

AK Parti içinde o tarihte devlet, hükümet ve parti tepelerinde olan kimilerinin Reis’in diline, üslubuna ve yönetme tarzına yönelttikleri eleştirileri ve “uzlaşma” kılıfına büründürdükleri siyasi pozisyonları analiz etmeden resmin bütününü görmek mümkün değil.

 

15 Temmuz’dan ders çıkartmak da hiç mümkün değil.

 

-Devam edecek-





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
https://www.ilan.gov.tr/
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI