Asprin'i bulan isim, fazla hatırlanmaz.
Gripin'i bulan bizden birini de hatırlayan kaç kimse kaldı?
Birkaç bin dergi, ondan onlarca kat kitap ve sararmış eski gazeteler kimin için ne ifade eder?
Nasılsa istenen sanal ortamda bulunur.
Herkes işini ve gücünü bırakıp, şehirlerin kuruluşunun hikâyesini mi merak edecek?
Şehirlerin dünden bu güne tarihî, coğrafî, iktisadî, mimarî, edebî, musıkî, sanat yönü kimi ilgilendirir?
Tarihte olan savaşlar, bilinse ne olur bilinmese ne olur?
Şehirler arası kara, deniz ulaşımı kimi ilgilendirir?
Hangi yazar, şair, fikir adamı, filozof eseri doğduğu şehrin kitaplığında olsa bir şey mi kazanırız?
Bir şehrin, şehirlerin ve dolayısıyla ülkenin ya da ülkelerin bilinmesi gereken önde gelen isimleri zaten tarihte yer alacaksa bu uğraş ne için?
Şehrin veya şehirlerin kaleleri, köprüleri, hanları, hamamları, çeşmeleri, ibadethaneleri, köşkleri, konakları, evleri zamanla yıkılmaya mahkûm değil mi?
Bir şehirde tarım, hayvancılık, ziraat ile ilgili kitap, dergi birşey ifade etmez. Modern teknik herşeyi çözmemiş mi?
Artık dünden kalan kütüphaneleri bırakın, bu günün kütüphaneleri okuyucu bulmuyor. Israrla neden kitap, dergi, gazete ?
İsteyen istediği zaman arşivlerden bunu çıkaramaz mı?
Bir sinema, resim, müzik, heykeltraşlık, arkeoloji, sanat tarihi kitaplığı ne olacak?
Geçmişin şehirlerinin ekonomi hayatı ne anlam ifade eder? Bu günkü ortamda bilgiler eskimemiş mi?
El sanatı mı kaldı? Herşey fabrikasyon değil mi? Dokumalar makineleşti. Araç ve gereç öyle değil mi?
Yemek fabrikaları var, şehirlerin globalleşen ortamda geçmişte kalan yemekleri kim ne yapsın? Fastfoodlar dopdolu.
Zahire mi kaldı? Tedariki ayrı dert. Şimdi her şey alışveriş merkezlerinde satılmıyor mu?
Adam şiir, roman, hikâye, anı, tiyatro, deneme olmak üzere bir çok kitap yazmışsa yazmış. Ne yapalım, bu kitapları?
Eğitimciymiş, kırk sene bedava çalışmamış ki maaşını almış. Şimdi her şey bilgisayarda yok mu?
Siyaset yoktu, eskidendi, meydanlarda kılıçla savaş kazanılırdı. Şimdi bir-iki tuşa basılarak savaşlar kazanılıyor.
Plâkmış, pikapmış... Kasetmiş, kasetçalar imiş. Aç bilgisayarı, her parçayı onlarca kez dinle.
Şehir, ilçe, köy dolaşmaya ne gerek var? Bilgisayarda bir gezintiyle oraları görürsün. Seyahate gerek yok, çağdaş gezginlik hikâye değil mi?
Vatandaş dergi çıkarmış da çıkarmış. Kime ne faydası var, yazılarla şiirlerin?
Dergiler de bir âlem. Müzikten sinemaya, siyasetten eğitime, ekonomiden spora binbir çeşit dergi var.
Değerli okur, bu sıralanan olumsuzluklara katılmadığımız için varız, Şehir Araştırmaları Merkezi olarak.
Bize gelen ve cevaplanması elzem olan sorular bunlar, özetle.
Tek cevabımız yeterli mi?
Bu hayırlı işte yalnız kalmak apayrı bir sıkıntı verse de ruhumuza, ortaya çıkardığımız eser, belki kimsenin veya kimselerin dikkâtini çekmeyecektir.
Bizi yok sayanlar, biz var oldukça tükenişlerinden oldukça ürker, bu korku kendi yalnızlıkları artıkça saldırgan hale getirir.
Bu demde bunu fiilen değil fikren yaşıyoruz.
Şehir, bizim umurumuzdadır.
Şehirler yok edildikçe insanlık ölüyor, esaret dönemleri gelmektedir.
Farkında mıyız?