RAMAZAN ÖZGÜLTEKİN'E RAHMET
Merhabamız olan bir araştırmacı-yazarımızın vefat haberini aldım.
Geride yığınla bıraktığı malzeme...
Yazdığı kitaplar, kütüphanesi, el imalatı araç- gereç, plâklar, el yazmaları, ses kayıtları, katıldığı sempozyum bildiri kitapları...
İlk gittiğimizde kendimi tanıştırma faslında, yan rafta bulunan, içine muhtemel not kâğıtlarıyla şişkin bir kitabımızı gösterdi.
Yıl 2010-2011olmalıydı.
Tam hatırlamıyorum, doğrusu.
Gülabi Bey Cami, bazalt taştan yapılmış, yer yer yeknesanlığı ortadan kaldırmak için Urfa beyaz taşı kullanılmış.
Siverek, gittiğimizin ilkinde bir kazanın ötesinde şehir imajında.
Nüfusu oldukça çok sıfırlı.
Merhûm Ramazan Özgültekin, Siverek'te kaleyi gören Koç Ali Baba Türbesinin gerisinde ana caddeye bakan atölyesinde çalışırdı. " atölye" kendisine ait ifade.
İlkokuldan üniversiteye kadar her geleni ikrâm ve güzel sözle karşılardı.
İlgisizlikten yana sitemi olmasa dahi, evlâd sahibi olmayışı, çocuklara sevgisini, merhametini artırıyordu.
Bir yanda çocuk şekerlemeleri vardı, çubuklu yuvarlak şekilde, sarımsı.
Gelen çocuklara giderken veriyormuş
Pikabı açıp plâğı seçmemi istedi.
Siverekli, daha önce şehir olduğu için, kaza olmayı bir türlü kabullenmez.
Nereli olduğu sorulsa Siverekli'ye " Siverek" der, Urfa'yı eklemez, şehrinin önüne.
Kimi kendisini Diyarbakırlı görür, bu arada.
Karacadağ'a yakın Siverek'te muhabbet oldukça sükunet içinde.
Plâk bitince konuştu. Kendisinin birkaç kitabından yola çıkarak, Siverek'e geldiğimi belirttim.
Yemek isteyecekti, vazifeyi ifa ettiğimi söyledim.
Karacadağ'ın has tereyağı, peyniri ve kaymağı alınmamış yoğurdu, öğle arasındaki zamanda bitki çay ile yemeğe, ziyafete dönüştü.
Gidişler sonradan birkaç kez oldu.
Urfa gitmeden önce arada bir Siverek'te yol ayrımında iner, bir araçla giderdim.
Ne diyelim ki insan, dünya hayatını noktalayınca kadr û kıymeti artar.
Kalp hastası olduğunu biliyordum, bir ameliyat geçirmişti. Öğretmen arkadaşım, öz yeğeniydi.
Birkaç kez birlikte gitme niyetimiz, gerçekleşmedi.
Vefat ettiği gün bitmeden Siverek ve Urfa gündemine ismini vurdu.
İsmine müze açılmasını talep eden var, kimi kendisinden kalan malzemenin korunmasını ön plâna çıkartıyor.
Kendisiyle rızası olmayacağı duygusuyla fotoğraf çekmedim. Kaldırımdan birini çağırıp hemen fotoğrafımızı çekebilirdik.
Bir çok insan vardı, birlikte fotoğraf çektiğimiz. Şimdi bir bir azalıyoruz.
Merhûm Ramazan Özgültekin için ne diyebiliriz ki rahmetten başka.
Sağlığı el vermediği için gelme arzusuyla dolu olduğu şehrimde misafir edemedim.
Hanımının vefatında aramıştım, iki kez.
O atölyesi, kütüphanesi bir müddet kalacak.
İsmine yapılacak merkeze her gelen, kendisini bilecek, hayr û dua içinde.
Bir şehre ya da kazaya emek veren hemen hemen her yerde bulunduğu yerin "sevdalısı " olarak ifade edilir.
Doğrusu, bunu tasvip etmiyoruz.
İnsan doğduğu, büyüdüğü ve yaşadığı yere vefa borçludur.
Mesleği ne olursa olsun, işini hakkıyla yapan insan muteber birisidir.
Siverek, bu ismin kıymetini bilir, bilmektedir, doğru olan da budur.
Azalırken aynı akîbetin bizi beklediğini görmezden gelemiyoruz.
Çocuklara kendi mekânımızda malzemeyi korumalarını vasiyet ettim. Bizden sonra uygun görülse derneğin vakfa çevrilmesini belirttim.
Nihayetinde ölüm, mukadderdir.
Merhûm Ramazan Gültekin Ağabey'e tekrar rahmet diliyor, bu güzel insanı" Toprak incitmesin" diyoruz ...