HER ŞEHRE BASIN MÜZESİ OLMALI MI?
Bizim kuşak, şehir sayısını siyasî haritada 67, bölge sayısını 7 bilirdi.
Trafikteki alfabetik her şehrin plâkası, ezberimizde vardı.
81 İl olunca, şehirlerin plâka sıralaması, alfabetik olma özelliğini kaybetti.
Her şehirde nüfusa göre beş- on yerel gazete çıkar, en azından. Bazı şehirlerde günlük gazeteler, üç ve üstü ile sınırlıdır. Sıklıkla olmasa da yerel dergi mevcudiyeti söz konusudur.
Ülke çapında yayınlanan gazeteler, bölge matbaaları sınırlı olduğu için Ankara ve İstanbul baskılıydı.
Diğer şehirlere gönderilen gazeteler, erken baskıya alınırken amaç, öğleye yakın her şehire gazetenin ulaştırılmasıydı.
1970'lerde gazetelerin şehre otuz kilometre yakınlığındaki ilçemize ikindi vakti ya da ertesi gün geldiğini biliyoruz.
Her okunmamış gazetenin yeni kabulledildiği ortamda radyo, vatandaşın tek haber alma kaynağıydı, öğle bir, akşam yedi haber kuşağıyla.
Günümüzde baskı tekniğinin gelişmişliğiyle her gazete, yedi bölgeye zamanında ulaşmaktadır.
Yerel gazeteler, artık harf harf dizilmemekte, tipo ile çıkarılmamaktadır.
Abone olunan haber ajansları ile yerelde ulusal gazete haberleri at başı gitmektedir.
Gazetelerin yeterli okur sayısına ulaşmamasının sebepleri üzerinde durmasak bile yerel gazetelerin çoğunun iki- üç çalışanla çıktığını yerinde gözlemlediğimizi belirtmekte bir sakınca söz konusu değildir.
Yerel gazete sahibi, çalışanını ailesinden seçer, bazen gazete idarehanesine gelmemiş birinci-ikinci derecede yakınların basın kartı sahibi olduğu ve emekliliğe hak kazandığı görülür.
Çalışanı iki kişiyle sınırlı âile gazeteleri, resmî uygulamada gazeteyi belli adreslere dağıtır, abonesi varsa ulaştırır, şehrin ya da ilçenin belli gazete bayisine ya dağıtım ağıyla veya kendisi dağıtır.
Gazetenin çoğunlukla ajans haberleri yerelde sayfaları kaplama oranı, yerelin üstündedir.
Yerel gazetelerin fazla okur bulamadığı günümüzde matbaa ve ihâlelerle resmî ilanlar, kimi giderleri tamamlar.
Yerelde kimi gazete sahiplerinin mahallî ve bölgesel radyo ile televizyon kanalı olmazsa olmazdandır.
Yerel gazeteleri önceden gazetecilikten yetişme isimler çıkarırken, günümüzde bu iş adamlarının uhdesinde gazetecilik anlayışına dönüşmüştür.
Ulusal yayında olan gazetelerde iş adamının bankası, holdingi, fabrikaları olmazsa olmazdandır.
Konumuz basın müzesi... Dün gazetelerin arşivlenmesi varken, günümüzde beş yılla sınırlandırılan koruma sonrası her çıkan gazetenin nisyana terk edildiğini görüyoruz.
Gazetecilikle ilgili cemiyetlerde, derneklerde gazete arşivleri tutulmazken, çoğunda belli sürede hemen her alanda ödüllerin dağıtım gecelerinde cemiyetin ya da derneğin ismi söz konusudur, televizyon- radyo birlikteliğiyle belgesel- sinema- tiyatro gibi çok seslilik, siyasî eğilimlerin etkisiyle ön plândadır.
Yılın haberleri, söyleşileri, savaş muhabirliği, özgün haberler olmak üzere ödüller sürekli zenginleşmektedir.
Bir şehirde elli yıl öncesinin gazetelerine bakacağınız arşivi tutulmamış gazeteleri bulamayanlar, yetmiş- seksen yıl öncesine heves etmemelidir.
O şehirde günlük ya da haftalık yayınlanmış gazetelerle aylık- iki aylık- mevsimlik dergilere tevaffuk etme, büyük bir talihliliktir.
Diplomasını, kimliğini kaybetmiş bir arkadaştan kendisiyle ilgili zayiî ilanını içine alan gazeteyi alınca yerel gazete merakı oluştu, bundan kırk yıl önce.
Sürekli gazete okuru olduğumuz için kendimize bir hediye kitaplardan kütüphane oluşturmuş, gazetelerdeki önemli gördüğümüz haberlerle kültür- sanat sayfalarını biriktirmeye çaba harcamıştık.
Günümüzde düne ayna tutacak olan Basın- İletişim Müzesi, her bir şehirde yayınlanmış ve yayınlanmakta olan gazeteler yanında dergileri, basım aletlerini- baskı makinelerini, basına emek vermiş isimlerin biyografîlerini, fotoğraflarını ve özel eşyalarını da içine almalıdır.
Biri "Basın ve İletişim Müzesi'ne ne gerek var?" Derse ve gazeteciyse öncelikle basın kartı iptal edilmeli, bu anlayışa en güzel cevap bu olmalı.
Başka ne yazılabilir?
Gazeteci, Basın ve İletişim Müzesi'ne karşı çıkıyorsa ne demeli?
Ahvâl bu şekilde.
Bir şehirde üç yüz- dört yüz metrekarelik alanda müze kurulmuyorsa dernekler de cemiyetler de kirada olur, bir konferans salonundan mahrûm kalır.