Prototip Bir Kişilik: BERBER MUHARREM (SÜSLÜ MAHRO)
Bazı insanlar vardır ki, yaşları ne kadar ilerlese de ruhları hiç yaşlanmaz. Zaman, bedenin her hücresinde izlerini bıraksa da, onların gönülleri hep genç kalır. Muharrem, işte bu nadir insanlardan biriydi. Çermik’te, “Süslü Mahro” olarak tanınan Muharrem, sadece bir berber değil, aynı zamanda bir yaşam sanatçısıydı. Yıllar boyunca kesip biçtiği saçlardan daha fazlasını, kendine özgü tarzıyla, renkli kişiliğiyle, şarkılarıyla ve oyunlarıyla bırakmıştı.
Giyim tarzı da tıpkı onun gibi sıra dışıydı. Her zaman şalvarını giyer, kırk düğmeli yeleğini üzerine alır, beyaz kuşağını bağlar, şalını omzuna atar, kırmızı mendilleriyle kendini tamamlar, şapkasındaki kırmızı gülüyle tam bir renk cümbüşü halini alırdı. İlçede tanıyan herkes, bu renkli giyim tarzı ve sevimliliğiyle onu "Süslü Mahro" olarak bilirdi. Göz alıcı şıklığı, bulunduğu her ortamda dikkat çeker, yüzlerde bir gülümseme bırakır, sokakları neşelendirirdi.
Berberlik, uzun yıllar boyunca onun geçim kaynağı olmuştu, ancak asıl kimliği mesleğiyle sınırlı değildi. Herkes onu, düğünlerin neşesi, şarkıların melodisi, gülüşlerin kaynağı olarak hatırlardı. Yeri geldiğinde düğün salonlarının başrol oyuncusuydu; şapkasının köşesine taktığı kırmızı gül, onun karakterinin simgesiydi. Onu görenler, bir sanatçıyı izliyor gibi hissederdi. Hayatını, sıradan bir berberin çok ötesinde bir kişilikle şekillendirmişti. Giyimi, tavırları, bakış açıları… Her şey ona aitti ve hiç kimse onun stilini taklit edemezdi.
Muharrem, ne zaman bir düğüne katılsa, ortamın atmosferini hemen değiştirirdi. Onun varlığı, mekânın enerjisini yükseltir, her şarkı, her türkü, herkesin ruhunu okşar, davetliler neşeyle oynamaya başlardı. Düğünler onun için sadece bir eğlence değil, adeta bir sanat gösterisiydi. Her oyun, her şarkı bir başka hikâye anlatır, her melodinin içinde bir parça Muharrem’in kalbinden bir şeyler vardı.
Ve yaşlılık… Muharrem’in literatüründe asla yer bulmazdı. Yaşlanmak, onun için uzak bir kavramdı. O, her zaman 18 yaşında, hayatı dolu dolu yaşamak isteyen, neşesini ve enerjisini kaybetmeyen bir insandı. Yaşlandıkça ruhu gençleşen, bedeninin zayıfladığını ama ruhunun asla yıpranmadığını bilen biriydi. Her geçen yıl, ona yeni bir renk, yeni bir şarkı, yeni bir hikâye kazandırdı.
Muharrem, her zaman bir ilham kaynağı oldu. İnsanlara sadece yaşamı öğretmedi; nasıl sevileceğini, nasıl neşelenileceğini, nasıl her anı değerli kılacak şekilde yaşanması gerektiğini de gösterdi. İlçede herkesin anılarında, onun gülüşü, şarkıları, oyunları ve o özgün tarzı kalmaya devam edecekti. Çünkü Muharrem, yaşlılık denen kavramdan uzak, gönlü her daim genç kalan, zamanın ötesine geçen bir efsane olmuştu…
Hamdullah IŞIK / malabub@yaani.com