ORTADOĞUNUN KANGREN OLMUŞ YARASI FİLİSTİN VE ABD’NİN ŞIMARIK ÇOCUĞU İSRAİL…
Dokuz Milyonluk Nüfusunun, İki milyonu Arap olan bir avuç İsrail, Bir buçuk Milyar Müslüman’a meydan okuyor. Tüm dünya, özellikle de Arap devletleri buna sessiz kalıyor. Komşularını, kardeşlerini ısıran yılanın bir gün fırsatını bulduğu anda onları da ısıracağını düşünmüyorlar/düşünmek istemiyorlar…
Bütün dünya bir avuç Siyonist’in elinde oyuncak olmuş adeta. Birleşmiş Milletler denilen kuruluşun artık sadece gayrimüslim devletlerin amaçları doğrultusunda hizmet ettiğini bilmeyenimiz yoktur. Özellikle Müslümanların kutsal Ay ve günlerinde Filistin’e saldırarak; çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek demeden masum insanları hunharca katlederek, Filistin’i hercümerç eden terörist İsrail’e dur demesi gereken, ABD ve Avrupa, bir avuç siyonisti dünyaya hakim kılmaya çalışıyor.
ABD’nin eski şizofrenik Başkanı Trump denilen şarlatan, 2017 yılında sözde “Yüzyılın Anlaşması” dediği, Kudüs ü İsrail’in Başkenti olarak tanıdığı müsveddeyi imzalayarak, Filistin’i tamamen İsraile bırakma adımını atmış, büyük elçiliğini de Tel Aviv’den Kudüs’e taşımıştı. Bundan cesaret alan bazı ülkeler de destek vererek ayni Yolu seçmişti…
Ve bıçak kemiğe dayandı !.. Filistin’in Hamas Milis Gücü, “Aksa Tufanı” adı ile Siyonist İsrail’e tarihi bir ders verdi. Tasavvur bile edemedikleri bir saldırı karşısında hayatının şokunu yaşadılar. Yüzlerce askerini kaybettiler. Generalleri dahil birçok Israilli Hamas milislerine esir düştü… İsrail, 50 yıl sonra ilk defa savaş pozisyonuna geçti...
Lakin siyonistlerin dayıları emperyalist ABD ve AB boş durur mu? alelacele İsrail’e koşulsuz destek verdiklerini beyan ettiler. Karşılarında büyük bir devlet ve güçlü ordu varmış gibi ABD derhal Uçak gemilerini katil Netanyahu’nun emrine amade etti. Ardından ingiltere kraliyet donanmasına ait uçak gemisi göndereceğini bildirdi. Cesaret alan siyonist caniler, Gazze’yi ağır bombalarla, füzelerle, toplarla vurmaya başladılar…
ABD’nin robot başkanı Bıden, Netanyahu’ya sonsuz maddi manevi desteğini açıklayarak İsrail’i ziyaret etti. Ardından; Almanya, İngiltere, İtalya başbakanları Netanyah’ ya biat ederek elini öpmeye gittiler. Şımarık İsrail bu güçleri arkasında görünce adeta çıldırdı. Genç, yaşlı, kadın, çocuk demeden sivil soykırımına başladı. Yetmez cami, kilise, hastane, mülteci kampı ne varsa en gelişmiş silahlarla vurdular /vuruyorlar…Gazze’yi hercümerc ettiler. Yetmedi/yetmiyor…
Bu katil sürüsüne “Dur” diyebilecek Selahaddin’ler çıkmazsa, yakın zamanda Gazze diye bir toprak parçası olmayacak… Filistin’e desteğini beyan eden kaç devlet var?.. İran ve birkaç cılız sesten başka. Müslüman Ülkeler dahil kimseden fazla ses çıkmadı/çıkmıyor. İran da esip gürlüyor fakat boş teneke… Bu konuda gece gündüz diplomasi trafiğini sürdüren Cumhurbaşkanımız R. Tayyip ERDOĞAN, daha ilk günden her iki taraf için itidal çağrısı yaparak; “1967 sınırları temelinde bağımsız ve coğrafi bütünlüğü haiz, başkenti Kudüs olan bir Filistin Devleti'nin hayata geçirilmesi artık ertelenemez bir ihtiyaçtır" açıklamasında bulundu... Araplardan pek ses çıkmazken Çin ve Rusya’dan Filistin’i destekleyen açıklamalar yapıldı. Görelim Mevlam neyler; Neylerse güzel eyler…
Peki her gün terör estiren, Filistin halkının evlerini başlarına yıkan, yerinden yurdundan eden, Müslümanların ilk Kıblesi olan Mescidi Aksa’ya pis postalları ile kirleten, Filistin halkına yaşam Hakkı tanımayan Siyonist Terör devleti İsrail’e kim dur diyecek?.. Birleşmiş Milletler denilen kokuşmuş yapı ne işe yarıyor?..
Müslüman olduklarını söyleyen korkak Arap ülkelerine ne demeli? Arap Birliği dedikleri Pısırık Devletler Topluğu niçin kurulmuştur? Bu ne biçim birlik?.. Allah bunlara yeraltından hazineler bahşetmiş. Bugün, en büyük silah olan petrol bunlarda. Neden ve kimden korkuyorlar? Petrol musluklarını kapattıkları anda İsrail’inde Avrupa’nın da Amerikan’ında şah damarlarından birini kesmiş olurlar. Demek ki bunlar Allah’tan kokmuyorlar. Zira Allah’tan korkan hiç kimseden korkmaz…
Ve Türkiye… İstediğimizde İslam Birliğini kurup Liderliğini yapabilecek durumda iken hala Avrupa Birliği denilen; ahlaksızlığın doruğa ulaştığı, aile kavramının literatürlerinde bulunmadığı, akraba ilişkilerinin yok olduğu, dost ve arkadaşlığın sadece eğlence mekânlarında ya da içki masalarında kaldığı bir topluluğa girmek için feda edilmeyen neyimiz kaldı?. Onlar her geçen gün birbirlerinden uzaklaşmaya çalışıp, parçalanmak üzereyken (İngiltere ile başlangıç yapıldı) hala bizim onlara özentimiz neden?...
Hamdullah IŞIK malabub@yaani.com