Hz. Yunus’un Duası:
Unuttuklarımızın Bedeli
“Lâ İlâhe İllâ Ente, Sübhaneke İnnî Küntü Minezzâlimîn…”
(Enbiyâ Suresi, 21/87)
Kur’an-ı Kerim’de yer alan bu ayet, Hz. Yunus’un en karanlık anda Rabbine yönelişini anlatır.
Denizin derinliklerinde, bir balığın karnında, bütün kapıların kapandığı bir anda yükselen bir yakarıştır bu.
Anlamı ise son derece açık ve sarsıcıdır:
“Senden başka ilah yoktur. Sen her türlü eksiklikten uzaksın. Şüphesiz ben nefsine zulmedenlerden oldum.”
Bu söz, sadece bir peygamberin duası değildir.
Aynı zamanda insanın kendisiyle yüzleşmesidir.
Hatasını kabul edişidir.
Kibrini bırakıp hakikate yönelişidir.
Bugün belki de en çok ihtiyacımız olan şey tam da budur:
Kendimizle yüzleşmek…
Çünkü neyi kaybettiğimizi artık sormak zorundayız.
Ne zaman bu kadar uzaklaştık özümüzden?
Ne zaman kalplerimiz bu kadar yoruldu, bu kadar katılaştı?
Gerçeği söylemek gerekirse;
Suç da bizim, günah da bizim, kabahat de…
Bizler nefislerimize yenildik.
Geçici olan dünyanın cazibesine kapıldık.
Ebedî hayatı geri plana ittik, fani olana sarıldık.
Akrabalık bağlarını zayıflattık.
Dostlukları menfaat hesaplarına kurban ettik.
Saygıyı hayatımızdan çıkardık, sevgiyi ise yavaş yavaş tüketmeye başladık.
Kalpler sertleşti…
Vicdanlar sustu…
Merhamet geri çekildi…
Oysa biz, merhameti esas alan bir medeniyetin mensuplarıydık.
Paylaşmayı bilen, kardeşliği yücelten bir inancın taşıyıcılarıydık.
Ama unuttuk…
Dinimizi unuttuk.
Peygamber Efendimizin örnek hayatını unuttuk.
Onun sabrını, adaletini, affediciliğini hayatımızdan çıkardık.
Daha da acısı…
Rabbimizi unuttuk…
Oysa O, bizi hiçbir zaman unutmadı.
Her şeye rağmen rızkımızı verdi.
Kapılarını kapatmadı.
Affetmek için bizleri bekledi.
Belki de bugün yaşadığımız sıkıntılar bir tesadüf değildir.
Belki de bu yaşananlar, bir uyarıdır…
Bir dönüş çağrısıdır…
Bir silkiniş vesilesidir…
Henüz geç değil.
İnsan, hatasını fark ettiği anda yeniden başlayabilir.
Toplumlar da aynı şekilde…
Yeter ki samimi olalım.
Yeter ki hatamızı kabul edelim.
Yeter ki yeniden yönümüzü bulalım.
Bugün; kalpleri onarma günüdür.
Kırdıklarımızı hatırlama ve telafi etme günüdür.
Kin yerine sevgiyi, öfke yerine merhameti koyma günüdür.
Birbirimize yeniden “kardeş” diyebildiğimiz gün,
işte o gün umut yeniden filizlenecektir.
Ve dua…
Dua, kulun Rabbine en yakın olduğu andır.
Çaresizlikte bir sığınak, umutta bir kapıdır.
Rabbim;
bizleri gafletten uyandırsın…
Kalplerimizi imanla, gönüllerimizi huzurla doldursun…
Ailemizi, sevdiklerimizi, aziz milletimizi ve tüm İslam âlemini
her türlü hastalık, kaza, bela, afet ve musibetten muhafaza eylesin…
Bize yeniden kendimizi hatırlatsın…
Bize yeniden insan olmayı nasip etsin… (Âmin)
Hamdullah IŞIK / malabub@yaani.com