GAZZE’DE AÇLIKTAN ÖLEN ÇOCUKLARIN GÖLGESİNDE RAMAZAN’I ANLAMAK…
Hoş geldin ey rahmet ayı…
Gönüllerimize sükunet, sofralarımıza bereket, yeryüzüne merhamet taşıyan kutlu zaman…
Sen gelince kalpler yumuşar, kırgınlıklar diner, insan kendini yeniden hatırlar. Kul olduğunu, faniliğini ve bir gün hesaba çekileceğini…
Ama bu yıl Ramazan’a, derin bir hüznün içinden giriyoruz.
Bir yanda ışıklar altında kurulan sofralar, öte yanda karanlıkta açlığa terk edilen hayatlar…
Bir yanda semaya yükselen dualar, öte yanda gökyüzünden yağan bombalar…
Bugün özellikle Gazze, yalnız bir şehrin değil, insanlığın kanayan vicdanının adıdır. Açlıkla sınanan çocuklar, gözyaşıyla direnen anneler, yıkıntılar arasında hayata tutunmaya çalışan masumlar…
Bütün bunlar bize, merhametin değil zulmün konuştuğu bir çağda yaşadığımızı hatırlatıyor.
Bu zulmü sürdüren İsrail, dünyanın gözleri önünde bir halkı yok etmeye yönelirken; sınırsız destek veren Amerika Birleşik Devletleri ise adalet ve insan hakları söylemlerini kendi elleriyle boşa düşürüyor. Dünya, bu acıyı sadece seyretmekle yetiniyor.
Oysa Ramazan, sadece aç kalma ayı değildir. Ramazan, insan kalabilme imtihanıdır. Bir çocuk açken tok yatmamayı, bir mazlum ağlarken susmamayı, bir zulüm varken tarafsız kalmamayı öğretir.
Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; daha yüksek sesler değil, daha derin bir vicdandır. Daha büyük sözler değil, daha sahici bir merhamettir. Çünkü oruç, yalnız mideyi değil; kalbi kibirden, dili kötülükten, eli zulümden uzak tutmaktır.
Yine de umut kesilmez…
Karanlık ne kadar koyu olursa olsun, sabah mutlaka doğar.
Zulüm ne kadar büyürse büyüsün, adalet bir gün mutlaka tecelli eder.
Allah’ın vaadi haktır:
Nur tamamlanacak ve hak galip gelecektir.
Dilerim ki bu mübarek ay;
başta Gazze olmak üzere bütün mazlum beldelere huzur,
insanlığa yeniden merhamet, kalplerimize diriliş getirsin.
Ramazan’ımız mübarek, vicdanımız uyanık olsun
Hamdullah IŞIK / malabub@yaani.com