Kapısı Açık, Yüreği Tok Adam; LOLO CUMA (CUMA İLBEYİ)
Cuma İlbeyi, halk arasında bilinen adıyla Lolo Cuma, Bağvenk (Pınarlı) köyünden uzun yıllar önce Çermik’e yerleşmiş olan Ramazan İlbeyi’nin (Lolo Ramazan) oğludur. 1936 yılında hayata gözlerini açmıştır. Ailesinin mütevazı yaşamına, özellikle babasının manifaturacılıkla geçimini sağladığı işine erken yaşlardan itibaren dâhil olmuş, babasından öğrendiği bu mesleği sevgiyle benimsemiştir. Babasının vefatının ardından, mirasını devralarak manifaturacılık işine devam etmiş; yıllar içinde bu işin duayeni haline gelmiştir.
Ancak, Lolo Cuma’nın hikâyesi yalnızca manifaturacılıkla sınırlı kalmamıştır. Zamanla, kuyumculuk işine olan ilgisi ve yeteneği de artmış; önceleri her iki mesleği birden yürütmüş, fakat zaman içinde kuyumculuk işine olan tutkusunun ve yetkinliğinin giderek daha fazla ön plana çıkmasıyla, tamamen kuyumculuğa yönelmiştir. Bu karar, yalnızca kendi hayatını değil, çocuklarının da bu mesleğe yönelmesini sağlamış, onların da kuyumculuk işinde söz sahibi olmalarına zemin hazırlamıştır.
Hacca gidip geldikten sonra daha çok Hacı Cuma olarak tanınan Lolo Cuma, yalnızca kazancıyla değil, aynı zamanda insanlığa yaptığı katkılarla da adını hafızalardan silinmeyecek şekilde bırakmış, Çermik halkının gönlünde kalıcı bir iz bırakmıştır. Hacı Cuma, Hayırsever bir kişiliğe sahipti; zekât ve hayırlarını gizlice verirdi. Çocukları çok sever, onlara harçlıklar dağıtırdı. Mütevazı bir insandı; evlatlarına, hayır işlerini gizlice yapmalarını ve kibirden uzak durmalarını öğütlerdi. Az ve öz konuşur, komşu haklarına büyük özen gösterirdi. Zekât zamanı, ihtiyaç sahiplerini bularak onlara gizlice yardım ederdi. Ramazan ayında ise iftar sofralarında en çok fakirlere yer verirdi.
Hacı Cuma'nın hikâyesi, sadece meslek hayatında değil, aynı zamanda toplum içinde de örnek alınması gereken bir yaşam biçimini simgelemektedir. Yüksek ahlakı, zarif kişiliği ve insani değerleriyle de tanınan bir insan olmuştur. Efendi kişiliği, dürüstlüğü ve güvenilirliğiyle yaşadığı çevrede derin bir saygı uyandırmıştır. Onun gerçek başarısı, maddi kazançlarının ötesinde, yoksul ve yardıma muhtaç insanlara karşı gösterdiği sürekli fedakârlıkta yatmaktadır. Onun zenginliği, sadece para veya altınla değil, aynı zamanda yüreğindeki iyilik ve cömertlikle ölçülen bir insandır.
Hacı Cuma, hayatı boyunca her zaman ihtiyacı olan kişilere el uzatmış, kimseyi kapısından eli boş göndermemiştir. Yoksul, mağdur veya zor durumda olan insanlara yardım eli uzatmak, onun hayat felsefesinin bir parçası olmuştur. Bu özelliği, yalnızca iş çevresinde değil, toplumun her kesiminde de takdirle karşılanmış ve örnek alınan bir şahsiyet olmasına vesile olmuştur. İnsanlara karşı duyduğu derin duygudaşlık ve sorumluluk bilinci, onu çevresinde saygı gören ve sevilen bir figür haline getirmiştir. 1997 yılında ebediyete göç ettiğinde, geride bıraktığı izler ve hayır işleri, onun anısını yaşatmaya devam edecektir…
Hamdullah IŞIK / malabub@yaani.com